4 Yaşa Doğru............

Lilypie Fourth Birthday tickers

Pazar, Aralık 28, 2008

Minik Kuzucuk,

2008in başlarında aramıza katıldın. Yakında 2008 yılını tamamlayacağız. Beraber geçirdiğimiz süre 1 yıl olmadıysa da geri sayım başladı da denebilir, en azından heyecanlı annen için...

Bugünlerde; tam olarak bize maymunluk yaparak bizi mutlu ediyorsun. en küçük bir kapı gıcırtısı duysan oynamaya başlıyorsun ki, ben bunu müzk kulağının iyi olduğu yönünde değerlendirerek avunuyorum şu aralar. Dilerim köçek falan olmazsın ileride. :))

Gün be gün kelime haznende gelişiyor. Şu aralar, "gel", "baba", "dede", "atta", "abla" en anlaşılır olarak söyediğin kelimeler. Bu kelimelerle beraber "mama" kelimesini hem yemek hem de su için kullanıyorsun. Uykun geldiğinde iki yana sallanarak "eee" diyorsun. Gülde Işık beğendin mi diye sorduğumuz herşeye (ki ben bunu yemekler için öğretmiştim sana) gene 2 yana sallanarak "hmm hmm" diye cevaplıyorsun, kurulu sofra gördüğün zaman bir şey sormaya gerek kalmaksızın beğenini belirtiyorsun. Sofraya bizimle oturmak ve sofradan birşeyler yemek ise en sevdiğim şey. Olur da seni dahil etmez isek, sofraya gelene kadar ya bağırıyorsun ya da ağlıyorsun.

İsteklerini çok güzel anlatabiliyorsun. Bu arada sol ayakla da çok güzel top oynuyorsun. Arada çenen çok ciddi olarak düşüyor ve konuşuyorsun da konuşuyorsun... Fakat biz seni anlayamıyoruz.. :((

Şaşırdığın, hoşuna giden, ilgini çeken herşeye de inanılmaz güzel bir vurgu ile "Aaa" diyorsun. Bunu nasıl öğrendiğini henüz keşfedemedik.

Kuş, karga, tren ve arabayı çok net biliyorsun. Sana burnumuzu, dişimizi, göz ve saçımızı sorduğumuzda rahatlıkla gösterebiliyorsun. El salla ve hoşçakal dediğimizde el sallıyorsun, tel sarar ya da deli deli küpeliyi söyleyince de aynı anda ellerini deli deli yapıyorsun hem de sağa sola sallanıyorsun... Yemeklerin bitince hep beraber alkış yapıyoruz. Gerçi sen sevinince de alkış yapıyorsun çoğu zaman. Bitti dendiğinde iki elini biribirine vurup bitti işareti yapıyorsun kendince.

Gene tam olarak nasıl öğrendiğini keşfedemediğimiz ama R. hanımdan süphelendiğimiz "bir bir anlatacağım" da yapıyorsun bize. Gazete okuma taklinde var ki, dilerim bu durum ileri de taklit olmaktan çıkar ve seni iyi bir okuyucu yapar.

Bebeklerini de gayet net olarak tanıyorsun. Şu aralar peluşlardan en favorin kuzu. Bir de Pinonun aldığı piyanoya bayılıyorsun. Çoğu zman piyanist şantör edası ile hem çalıyorsun, hem de 2 yana sallanamak sureti ile dansedip şarkı söylüyorsun. Teyzenin piyanosunu da parmaklarından çok avuçlarınla çalmayı başarıyorsun. :))

1 aya kadar da desteksiz yürüme işini tamamı ile çözeceğin inancındayız. Her ne kadar şu anda desteksiz olarak kendi başına 4-5 adım atabiliyorsan da, tam anlamı ile sanırım kendini hazır hissetmiyorsun bu duruma. Bizim için sorun yok, bekleriz biz...

Şimdilik yazacaklarım bu kadar olsun minik kuzucuk.. Umarım sana ileride okuyabileceğin, çocukluğunla ilgili daha çok şey ve daha detaylı yazılar yazabilirim... :))

Doktor Kapısında

20 Ekim tarihinden beri tam anlamı ile koşturmaca şeklinde olmasa da doktorlar arası gidip gelmekle geçti diye bilirim, çoğu zaman.

21.Ekimde götürdüğümüz (doktorumuzun tavsiyesi ile) gastroentrolog Gülde Işık'ı muayene ettikten sonra, belirli testler istedi, alerji için. Yapılan testlerde sonuç negatif çıktı. Çıktı ama negatif sonuç olması, alerjinin olmadığını göstermediğinden reflüsü de kesin yoktur ya da vardır demedi/diyemedi ve tüm ilaçlarımıza bir de Zantac ekledi ki, 1.5 aylık doktor koşturmasının başlangıç sebebi oldu.

İlaçların mutlaka ama mutlaka prospektüsünü okurum, çoğu zamanda çoğunu anlamam. (Ama okurum. Gerçi okuya okuya da anlar oldum ya neyse...) İçinde okuduklarım hoşuma gitmeyince şurubu vermekten vazgeçtim. Bu arada fikrimi doktor olan amcamla da paylaştım. O da bana vermemi gerektiren bir durum olmadığını söyleyince daha bir rahat ettim. Bu arada da gidilen doktorları kontrol için hangi doktora gitsek diye de fikirler oluşmaya başladı ben de. (Sanırım kontrol manyaklığının en üst seviyesine bu dönemde ulaştım.)

Nette yaptığım basit bir arama ile başka bir Prof. daha buldum. Kendisinden aldığımız 3 randevuyu da iptal edince, aynı yerde doktor olan başka biri doktora gitme kararı verdik.

Bu süre içinde doğumdan beri gittiğimiz Çoçuk doktorumuzdaki aylık kontrol zamanı geldi. Kontrol sırasında Zantac şurubu vermediğimizi duyan doktorumuz biraz bozuldu. Ve bana ses kısılmasında, yemek borusunda, mideden geri gelen asitler nedeni ile oluşabilecek geçmez yaralara kadar varan bir vaaz çekti ki, bu konuşma son noktayı koydu bende. Söylediği örnekler olmuş ve olabilecek durumlar ama bir gereçek var ki biz düşündüğü/anlattığı kadar ağır durumda bir hasta değiliz. Eğer olsak, bu husursuzluk olarak hayatımıza yansırdı.

Son kontrolden sonra acil olarak bulduğumuz yeni gastroentrologa gittik. Sonrasında da yeni bir çocuk doktoru bulup, O'na gittik...

Tüm bu doktor gezintilerinin sonucu ortaya çıkan gerçekler;

_Tam ve net olarak reflü tanısı koymak mümkün değil. Bunun sebebi hem Gülde Işık'ın bebek olarak içinde bulunduğu huzurlu, mutlu ve uyumlu durum hem de bugüne kadar yapılmış olan testlerin bu tanıyı kesin koymaya yönelik ve yeterli olmadığı (eski çocuk doktorumuza göre biz kesin reflü hastasıyız. Bize Gülde Işık'ın 1. ay kontrolundan beri bu konuyu hiçbir zaman unutmamamızı ve ileride de kendisine anlatmamızı çünkü Gülde Işık'ın kendi çocuklarında da bu durumu görebileceğini falan anlatıyor. %100 inanmışlık durumu vardı doktorumuzda)...

_Motiliumu yeterince verdiğimiz artık buna devam etmenin anlamlı olmadığı...

_Zantac'a ihtiyac duyulacak bir durumun şu an için söz konusu olmadığını...

_Bir yandan da Gülde Işık'a fazladan demir yüklemesi yaptığımızı...

Yapmış olduğumuz, deyim yerinde ise kapı kapı, doktor ziyaretlerinin sonucunda ana-baba olarak gözlemlerimizin yanlış olmadığını duymak iyi geldi. (tabii bu biraz da bizim duymak istediklerimizi söyleyecek birilerini bulma durumunu da doğuruyor ama aklın yolu da bir)