Pazar, Nisan 26, 2009

Yazılacak çok şey var ama bende yazacak güç yok..

Varolan, kalan tüm gücümü dün tükettim bir kaç saniyede...

Haftaya taşınıyoruz, ama bu ruh halim devam ederse nasıl becereceğimizi bilmiyorum...
Günü evde tembellik yaparak geciriyorum ki, bu ruh haline girmeyeli çook uzun zaman olmuştu.

Taşınacağımız yeni evde, tadilatla ilgili hiçbirşey duymak bile istemiyorum. Mumukünse, bugun uyumak, taşınacağımız gün tüm sorunlar halledilmiş halde iken uyanmak istiyorum, nasıl olacaksa o.

Resmen, dünden beri kanım çekildi... üşüyorum... belki de evde gereksiz bir miskinlik içinde olduğum için de üşüyor olabilirim. Kızımla şu anda parkta gezmek varken (neyse onu dışarı çıkarmayı seven bir babası var), evde tembellikteyim... Dengem sarsıldı dün... Allahtan tüm bu aksiliklerin içinde düzgün giden işlerde var. Şükür...

Herşeye rağmen ve tüm beceriksiz ustalara rağmen, ayın 2sinde güle oynaya taşınacağımızı biliyorum ama içimi rahatlatamıyorum...

Bu iç bunaltıcı durumu burada bırakıp, diğer konulara atlayasım geldi...

Blog ödüllerini gezerken fark ettim ki, -bence- iyi olmayan dekorasyon blogları varmış. Gerçi biri de çıkıp dese ki, sen kendine bak, sen ne yapıyorsun da bize laf söylüyorsun, valla doğru diyorlar ama dekorasyon anlayışı benim için kes-yapıştır olmadığı için, beğenmiyorum. Bu konuda da derdimi anlatmaya üşendiğim için başak bir konuya zıplıyorum...

Meraklı apartman görevlileri sorunsalı mesela! Bizim yeni apartmanın görevlisi Ali, geçen gün sorguya çekmiş dayımı; ev kimin, kim oturacak falan filan diye... onun ne işine yarayacaksa... adamda haklı, aklı karıştı. Eve sürekli olarak gidip gelen ben, annem, babam, dayım ve herkes inceleme komitesi gibi... Belki de apartman olarak korktular, hepimizin birden taşınacağını falan düşünüp... :)

Gülde Işık’ı anlatmak gerekirse kısaca; elbette büyüyor gün be gün... Genel olarak normal devam ediyor herşeyimiz. 15. ay kontrolünden önce göz kontrolüne götürmek isitiyorum mesela. Bu karışıklık içine onu da kattım, şartmış gibi.. Neyse bakalım. Bu konuda stres yapmayacağım... Kusma olayımı bence artık bitti. Gene kusuyor ama genelinde kendi kendini kusturuyor bu işi nasıl yapacağını öğrendiği için. Kelime dağarcığı iyice genişledi. Bakalım ilk cümlesini ne zaman kuracak, mesela “anne gel” gibi basit birşeyi. Hali hazıra kelimeler tek tek şimdilik. Acelemde yok aslında. Nasıl isterse. Bazı zamanlarda düşünüyorum, acaba bu çocuğun bu kadar hızlı büyümesine sebep biz miyiz diye? Acaba herşeyi tek tek anlatmasak, agucuk gugucuk yapsak yavaşlar mı bu veletlerin buyume hızı? Bir de en üzüldüğüm konu, bazen öyle bir dayanma-sabır sınırım dolmuş oluyor ki, gereksiz yere çocuğuma bğırıyor ya da sinirleniyorum. Bu tür durumlarda kendimle nasıl başa çıkmam gerektiğini acilen öğrenmem gerek. Etrafımdakiler de bana sürekli hatırlatıyorlar bunu ve kendimden nefret ediyorum bu tür zamanlarda.. Cuma günü, nedeni yazmak istemediği bir olay nedeni ile işten erken çıkınca pazara uğrama şansım oldu. Gülde Işık’da hayvan sevdiği için, öyle böyle değil en son halasının kedisine kendi ayakları ile oynadığımız oyunu oynatmaya çalışıyordu, 2 adet civciv alıp eve geldim. Bu civcivleri Gülde Işık için mi yoksa benim bozuk moralimi düzeltmek için mi aldım emin değilim ama, ev getirince bizimki de ciklemeye başladı hayvanlarla beraber. Bu civciv olayı ile de anladım ki, evde hem çocuk hem de havyan bakmaya elverişli bir insan değilim ben. Civicivlere de iyi bakmak için resmen ek mesai yapıyorum, bir de sabah 7de ciklemeye başlıyorlar ve uyandırıyorlar beni. Neyse haftaya Cumartesi gidiyor kendileri, özgür topraklarda eşelenmeye...

Yazmak isteyip de yazamadığım öyle çok şey oldu ki... Bu durum için üzgünüm ama olan oldu. Umarım bundan sonra daha düzenli yazma şansım olur...

0 kişi paylaştı: