Cuma, Haziran 12, 2009

16.Ay

Bayan “Emir Kipi” kızım (sürekli "kalk", "ver", "gel" diye emirler verdiğin için),
Güzel kokulum, lüle saçlım,

Bugün itibari ile tam 16 ay oldu sana kavuşalı, koskoca 16 ay ilk çığlıktan beri, kısacık bir süre kocaman ömrümüzden geçti gitti ve bitti.

Bu kocaman ama kısacık sürede çok ama çok şeyler öğrendin ve de öğrendik. Artık bu satırlarda seni, ilerideki sana anlatmakta zorlanıyorum çünkü anlatmaktansa yaşamak daha iyi geliyor bize. Belki bencilce ama insanca bir duygu ile sadece yaşamak ve zihnimize kazımak istiyoruz biz bu zamanları.

Artık herşeyi ama herşeyi anlıyorsun sadece işe gelip gelmemesine göre hareket ediyorsun. Dilin epey çözüldü, her derdini anlatabiliyorsun kendince. Biz de şifre çözücüler olarak isteklerini anlayıp, sana destek oluyoruz.

Tam bir park kuşu oldun. Gecenin 11.00i olmuş, sabahın 8.00i olmuş senin için fark etmiyor. Topunu kolunun altına alıp, giriş kapısına da bir elini koyup, “Parka, parka” diyebiliyorsun. Neyse ki, aydeden yardımımıza yetişti. Artık aydede çıktı mı parka gidilmeyeceğini sanırım sana öğrettik ama gündüz vakitlerinde zorlanıyoruz. Sabah parkta uyanıp gece parkta uyusan epey mutlu olursun tahminimce. Parka gittik mi, kollarını sallaya sallaya koşmak, tramboline (hop hop) binmek, salıncakta (hı hı) sallanmak, kaydıraktan (kay kay) kaymak en büyük zevkin. Trambolinde zıplama başarın her geçen gün artıyor. Tahterevalliye biniyorsun her çocuk gibi.

Parkta yapmaktan en çok hoşlandığın şey, trambolin ve salıncak. Eğer yanındaki salıncak boş olursa deli oluyorsun. Kendince yandan geçenleri “gel gel” diye yanına çağrıyorsun. Salıncakta illa ki 2 kişi olacaksınız ve beraber sallanacaksınız. Parkta bir de “trenimiz” var, sürekli bindiğimiz. En zorlandığımız konu ise seni parktan çıkmaya ikna etmek. Eğer yerdeysen ve yürüyorsan, dönüp geri koşuyorsun genelde. :)

Sabah sütlerini de sever oldun son dönemde (gece sütü mü, sabah sütü mü emin değilim, uyanmama bağlı olarak 04.30 ile 05.30 arası bir zaman dilimini kapsıyor bu süt olayı). En son bu sabah, biberonun dibine vuruyordun kalan varsa içebilmek için. Çok almesin kızım.. gerçekten! Her gün ama her gün bizi şoke eden bir şeyler yapıyorsun, istinasız. Geçen gün de “küfte” diyerek babanı şok ettin; bu çocuk bu yaşta köfteyi de mi biliyor diye.

Bu aralar yaşına da taktın. Kaç yaşındasın diye sorunca elinle 1 yapıp, iki diyorsun. Şimdi yaşını büyütüyorsun, dilerim ileride de yaşını küçültmeye uğraşmazsın, onunla barışık olursun. (arada yaşına 4 falan dediğin de oluyor ama 4 pek inandırıcı olmuyor doğal olarak)

Yeni keşfettiğimiz bir durumda, seni arabanın tuttuğu, özellikle de aç olduğunda. Annen gibi sende hep tok dolaşacaksın demek ki...

Bir de en sevdiğimiz kelimen “Ma?!” yani “ben”. Bizimle beraber yapmak istediğin herhangi bir şeyde dahil olmak için hemen ağlamaklı bir suratla “ma?!” diyorsun yani “ya ben?!”. Çok çimçimiksin çok...

Reflün konusunda da artık iyice tereddüt içindeyim. Evet, miden hassas ve kusmaya meğilli bir çocuksun ama reflün var mı, emin değilim. Kesin olan tespitlerimden biri ne zaman ki diş çıkarmanın en sancılı dönemindesin, kusma olayımız artıyor (geçen seneki yoğun dönemde ilk 4 dişinin çıkma zamanlarına denk geliyor). Ne zaman ki, diş olayında rahtlıyorsun bu işte bitiyor. Gerçi arada kendi kendini de kusturmuyor değilsin, bu işi öğrendiğin için arada bizi kullanıyorsun, özellikle de yemeği çok sevmediysen ya da yemekten sıkıldıysan.

Bir de anne yapışkanlığı belirdi sende. Yatıyorsun anne, kalkıyorsun anne. Baban çok bozuluyor bu işe bilesin :), gerçi babana da “babam” diye sesleniyorsun da, gönlünü alıyorsun.

16.ay bitimi için bu kadar olsun yazacaklarım şimdilik.

İmza,
seni çok ama çok seven annen...

0 kişi paylaştı: