Perşembe, Nisan 30, 2009

Sinir sinir üstüne olunca hep not düşmeyi unuttum.

Gülde Işık'a kardeş geliyor ama hamile olan ben değilim... :))Böylece benim de sevip sevip, ağlamaya başlayınca kaçabileceğim bir durum oluştu... hehehe.. pardon kamilemiz ama biraz böyle mutlu olayım, olur mu? Söz kaçmam..

Çarşamba, Nisan 29, 2009

Son durum şöyledir;

Bu sabah kapı firmasından bilir kişi geldi (kendisi montaj ustalarından az biraz daha fazla okumuş görünen, ama aslında çok çok da farklı olmayan yönetici tipli usta bence). Baktı, dinledi (allahtan bunu yaptı), ve kendince iyi niyetle çözümler önerdi. Bir kaç konuyu hallettik ama mutfak kapısı tısladı gene... Sanırım mutfak kapı istemiyor kendine ama nafile, o kapı er yada geç takılacak... (duy beni mutfağim!!)

Ben sinirleri uzay boşluğuna fırlamış bir insan olarak, tabii ki tatmin olmadım yaklaşımdan. Beni gerçekten mutlu edecek yaklaşım sanırım "çok haklısınız, hemen yapalım" gibi tamami ile suçlu olduklarını kabul eden ve beni mutlu etmek için yerlerde sürünmeye razı olduklarını belirtir bir tavır olurdu ki ben bunu rüyamda bile göremiyor. Bu nedenle neden bu beklenti içindeydim, bunu da bilmiyorum.

Diğer sorunlu konulara gelince; eviyem kayıp, elimde de damlalığı ters bir eviye var. Banyo dolabımın tezgahı yok, duşumuz monte değil,parkelerin cilası devam ediyor. Ve biz bu cumartesi TAŞINIYORUZ.

Bu iş nasıl sonlanacak çok merak ediyorum... Sanırım cok yorulacağız...

Pazar, Nisan 26, 2009

Yazılacak çok şey var ama bende yazacak güç yok..

Varolan, kalan tüm gücümü dün tükettim bir kaç saniyede...

Haftaya taşınıyoruz, ama bu ruh halim devam ederse nasıl becereceğimizi bilmiyorum...
Günü evde tembellik yaparak geciriyorum ki, bu ruh haline girmeyeli çook uzun zaman olmuştu.

Taşınacağımız yeni evde, tadilatla ilgili hiçbirşey duymak bile istemiyorum. Mumukünse, bugun uyumak, taşınacağımız gün tüm sorunlar halledilmiş halde iken uyanmak istiyorum, nasıl olacaksa o.

Resmen, dünden beri kanım çekildi... üşüyorum... belki de evde gereksiz bir miskinlik içinde olduğum için de üşüyor olabilirim. Kızımla şu anda parkta gezmek varken (neyse onu dışarı çıkarmayı seven bir babası var), evde tembellikteyim... Dengem sarsıldı dün... Allahtan tüm bu aksiliklerin içinde düzgün giden işlerde var. Şükür...

Herşeye rağmen ve tüm beceriksiz ustalara rağmen, ayın 2sinde güle oynaya taşınacağımızı biliyorum ama içimi rahatlatamıyorum...

Bu iç bunaltıcı durumu burada bırakıp, diğer konulara atlayasım geldi...

Blog ödüllerini gezerken fark ettim ki, -bence- iyi olmayan dekorasyon blogları varmış. Gerçi biri de çıkıp dese ki, sen kendine bak, sen ne yapıyorsun da bize laf söylüyorsun, valla doğru diyorlar ama dekorasyon anlayışı benim için kes-yapıştır olmadığı için, beğenmiyorum. Bu konuda da derdimi anlatmaya üşendiğim için başak bir konuya zıplıyorum...

Meraklı apartman görevlileri sorunsalı mesela! Bizim yeni apartmanın görevlisi Ali, geçen gün sorguya çekmiş dayımı; ev kimin, kim oturacak falan filan diye... onun ne işine yarayacaksa... adamda haklı, aklı karıştı. Eve sürekli olarak gidip gelen ben, annem, babam, dayım ve herkes inceleme komitesi gibi... Belki de apartman olarak korktular, hepimizin birden taşınacağını falan düşünüp... :)

Gülde Işık’ı anlatmak gerekirse kısaca; elbette büyüyor gün be gün... Genel olarak normal devam ediyor herşeyimiz. 15. ay kontrolünden önce göz kontrolüne götürmek isitiyorum mesela. Bu karışıklık içine onu da kattım, şartmış gibi.. Neyse bakalım. Bu konuda stres yapmayacağım... Kusma olayımı bence artık bitti. Gene kusuyor ama genelinde kendi kendini kusturuyor bu işi nasıl yapacağını öğrendiği için. Kelime dağarcığı iyice genişledi. Bakalım ilk cümlesini ne zaman kuracak, mesela “anne gel” gibi basit birşeyi. Hali hazıra kelimeler tek tek şimdilik. Acelemde yok aslında. Nasıl isterse. Bazı zamanlarda düşünüyorum, acaba bu çocuğun bu kadar hızlı büyümesine sebep biz miyiz diye? Acaba herşeyi tek tek anlatmasak, agucuk gugucuk yapsak yavaşlar mı bu veletlerin buyume hızı? Bir de en üzüldüğüm konu, bazen öyle bir dayanma-sabır sınırım dolmuş oluyor ki, gereksiz yere çocuğuma bğırıyor ya da sinirleniyorum. Bu tür durumlarda kendimle nasıl başa çıkmam gerektiğini acilen öğrenmem gerek. Etrafımdakiler de bana sürekli hatırlatıyorlar bunu ve kendimden nefret ediyorum bu tür zamanlarda.. Cuma günü, nedeni yazmak istemediği bir olay nedeni ile işten erken çıkınca pazara uğrama şansım oldu. Gülde Işık’da hayvan sevdiği için, öyle böyle değil en son halasının kedisine kendi ayakları ile oynadığımız oyunu oynatmaya çalışıyordu, 2 adet civciv alıp eve geldim. Bu civcivleri Gülde Işık için mi yoksa benim bozuk moralimi düzeltmek için mi aldım emin değilim ama, ev getirince bizimki de ciklemeye başladı hayvanlarla beraber. Bu civciv olayı ile de anladım ki, evde hem çocuk hem de havyan bakmaya elverişli bir insan değilim ben. Civicivlere de iyi bakmak için resmen ek mesai yapıyorum, bir de sabah 7de ciklemeye başlıyorlar ve uyandırıyorlar beni. Neyse haftaya Cumartesi gidiyor kendileri, özgür topraklarda eşelenmeye...

Yazmak isteyip de yazamadığım öyle çok şey oldu ki... Bu durum için üzgünüm ama olan oldu. Umarım bundan sonra daha düzenli yazma şansım olur...

Pazar, Nisan 12, 2009

“Ne zaman oldu tüm bunlar”...

“Aylardan sonra... Yıllardan sonra...” diye Yeni Türkü şarkıları aklımdan geçerken ve de şarkının devamını hatırlayamazken, nette hem google da arama hem de netten alışveriş yaparken, bir de cips yiyip bira yudumlarken yazıyorum bu satırları... Aslına yazamıyorum, alısveri de yapamıyorum, aramayı da ... hepsi yarım kalıyor, her birini bir arada yapma telasından...

En iyisi sadece yazmaya odaklanmak.. son 2 yazımdan bu yana;

-Ciddi kalabalık (genelde aile buyuklerinin oldugu) bir doğum günü kutlamamız oldu taaa 2 ay once, biraz görmemişcesine ama görmedik walla. Hem ilk cocuk hem de ilk yaş, yalan mı? Daha arkadaş kısmı var ki, onlara artık bir parti ypar mıyım bilmem..

-evimize taşınma tarihimiz netleşti. 26. Nisan... Artık daha büyük bir evde daha zorlu bir koşturmacamız olacak...

-Yeni yöneticiyi en sonunda sindirdik. Aslında böyle yazmak ya da düşünmek doğru değil ama son zamanda her şeye ve her şeye o kadar çok karışır ve bağırır olmuştu ki, değil sesini duymak, aklımdan adını bile geçirmek istemiyordum. Artık telefonlarına da bakmıyorum, manasız şekilde karşımda bağıran biri olmasın diye...

-Aileye yeni bir üye daha geliyor ama hamile olan kesinlikle ben değilim... :))) Bir de anladım ki ben, kendi başıma gelince fazlası ile sakin, yakın çevremden biri olunca da fazlası iel heyecanlı oluyorum, içten içe.. Belki dışardan belli olmuyor ama kafamda 40 tilki dolanıyor bu gibi durumlarda...

-Gülde Işık tam 14 aylık oldu bugün itibari ile... Geçen sene tam bugün çekilmiş fotoğrafına bakınca, 1 yılda inanılmaz çok büyümüş diye düşündüm... :) Sanırım, önümdeki günler, aylar ve yıllar hızla akacak ve ben hep aynı hissi yaşayacağım “ne zaman oldu tüm bunlar”...

Pazar, Nisan 05, 2009

Neler neler yazmayı planlıyordum, neye kısmet oldu...

Tek diyebileceğim, allah kısmet ederse 1 ay kadar bir zaman sonra gecenin 1inde, alt komşunun yatak odasının tepesinde tep tep tepinmek istiyorum, top oynamak ve çığlıklar atmak sitiyorum... Hatta bu iş biraz daha devam ederse, gecenin 3ünde apartmanın orta yerinde çığlık atasım var, "deprem, yangın ya da hırsız diye". Sırf şöyle yataklarında zıplasınlar diye...

Sonra da bu kadar kötü olmanın ne bana ne de başkasına faydası olacağı için vazgeçiyorum, çünkü biliyorum ki, kötülük döner dolaşır, yapanın ayağına dolanır.

Allah allahım, yeni evimize, yeni komşularımızla papaz olmadan ve de sinir tedavisi görmeye ihtiyac duymadan taşınma şansı ver bize...

Burada, olan biteni uzun uzun yazamayacağım, çünkü düşündükçe sinirleniyorum ama okuyan herkesden rica ediyorum, üst satırda yazanları okuyan herkes bizim için "amin" desin, eğer içinde geçerse...