2. yaş mektubumdur!
Gülde Işık’ım öncelikle sağlıkla, mutlulukla nice nice yaşların olsun canım kızım... Gülen yüzün hiç solmasın...
Bu yılın ilk (ve muhtemel tek) mektubuna gelince...
Valla güzel kızım sana neler neler yazmak istiyorum, neler neler anlatmak istiyorum ama ben çok tembelim annecim.. “Ne tembeli” diye geçirme hemen aklından, yazma tembeliyim.. Çoğu zaman aklıma yazıyorum ve akla yazılanlar buhar olup uçuyor sonra...
Sana bu yaş itibari ile “hayat şöyle b.ktan, böyle düzeni bozuk” gibi laflar etmeyeceğim. Eveet hayat çok kelek ama hayat bu işte.. Kelek melek... ama ÇOK GÜZEL... Belki de hayat bir boyama kitabı gibi. İnsanın yaratıcılığı, iyimserliği ile orantılı derecede renkli.. kim bilir? Herkesin yorumu kendine... Bence hayat “yarısı dolu bardağa” ne kadar sıklıkla “dolu” gözüyle baktığınla ilgili... Bu hayat meselesini kendin çözeceksin artık yaşadıkça...
Şu anki durumuna gelince;
En ileride koşan gelişimin “çene kasın” canım, doğal olarak... Hatunsun ya, ondan... Konuşmak değilde daha çok sohbetle ya da bize sinirli sinirli birşey anlatmakla meşgulsün bu aralar... Mesela bu akşam, oyuncak balığın Nemo ve Doryi “sen hiç ağlama” diyerek seviyordun. Neden bilinmez. Bir de onlara “ateş böceğini” anlattın, sağolasın baby tv. Sonra da “devamını anlat” diye sözü Nemoya verdin ama Nemodan fazla ses çıkmadı.
Seninle üzerinde çalıştığımız konulara gelince; biri tuvalet eğitimi diğeri de çiğneme alışkanlığın...
Tuvalet eğitimin ne durumda bende bilmiyorum. Galiba şu aralar daha çok eğitim için eğitiyoruz seni ve kendimizi.
Çiğneme konusunda ise, feci tembeliz. Sen, ben ve bakan teyzen... Çok ama çok emek harcamamız gerekecek... ahh ahh. Bu da benim en büyük hatamdır bu 2 sene içinde yaptığım... ama biraz koşullar biraz da acemilikle geldik bugünlere... Bir şekilde halledeceğiz artık... Fazlası ile sabır gerekli, bugün köfte makarnayı 1 saatte yediğin düşünülürse...
Bu sene “doğum günü” ne demek anladın sanırım. Tüm gün bugün benim “yaş günüm” dedin durdun, pastayı ve mumu da sevdin her çocuk gibi. Ve mumları da 5 kez üfledin, her çocuktan beklenildiği üzere...
Seni anlatmak değil de, kameraya almak daha hoş olur... sanırım.. bak anne ile babanın çalışması gereken bir konu daha...
Gördün mü Gülde’cim, hayat hep yeni bir mücadele ile devam ediyor bitmemecesine...
Umarım bu yazdıklarımı ileride okursun....
Seni çok seven annen..
Bu yılın ilk (ve muhtemel tek) mektubuna gelince...
Valla güzel kızım sana neler neler yazmak istiyorum, neler neler anlatmak istiyorum ama ben çok tembelim annecim.. “Ne tembeli” diye geçirme hemen aklından, yazma tembeliyim.. Çoğu zaman aklıma yazıyorum ve akla yazılanlar buhar olup uçuyor sonra...
Sana bu yaş itibari ile “hayat şöyle b.ktan, böyle düzeni bozuk” gibi laflar etmeyeceğim. Eveet hayat çok kelek ama hayat bu işte.. Kelek melek... ama ÇOK GÜZEL... Belki de hayat bir boyama kitabı gibi. İnsanın yaratıcılığı, iyimserliği ile orantılı derecede renkli.. kim bilir? Herkesin yorumu kendine... Bence hayat “yarısı dolu bardağa” ne kadar sıklıkla “dolu” gözüyle baktığınla ilgili... Bu hayat meselesini kendin çözeceksin artık yaşadıkça...
Şu anki durumuna gelince;
En ileride koşan gelişimin “çene kasın” canım, doğal olarak... Hatunsun ya, ondan... Konuşmak değilde daha çok sohbetle ya da bize sinirli sinirli birşey anlatmakla meşgulsün bu aralar... Mesela bu akşam, oyuncak balığın Nemo ve Doryi “sen hiç ağlama” diyerek seviyordun. Neden bilinmez. Bir de onlara “ateş böceğini” anlattın, sağolasın baby tv. Sonra da “devamını anlat” diye sözü Nemoya verdin ama Nemodan fazla ses çıkmadı.
Seninle üzerinde çalıştığımız konulara gelince; biri tuvalet eğitimi diğeri de çiğneme alışkanlığın...
Tuvalet eğitimin ne durumda bende bilmiyorum. Galiba şu aralar daha çok eğitim için eğitiyoruz seni ve kendimizi.
Çiğneme konusunda ise, feci tembeliz. Sen, ben ve bakan teyzen... Çok ama çok emek harcamamız gerekecek... ahh ahh. Bu da benim en büyük hatamdır bu 2 sene içinde yaptığım... ama biraz koşullar biraz da acemilikle geldik bugünlere... Bir şekilde halledeceğiz artık... Fazlası ile sabır gerekli, bugün köfte makarnayı 1 saatte yediğin düşünülürse...
Bu sene “doğum günü” ne demek anladın sanırım. Tüm gün bugün benim “yaş günüm” dedin durdun, pastayı ve mumu da sevdin her çocuk gibi. Ve mumları da 5 kez üfledin, her çocuktan beklenildiği üzere...
Seni anlatmak değil de, kameraya almak daha hoş olur... sanırım.. bak anne ile babanın çalışması gereken bir konu daha...
Gördün mü Gülde’cim, hayat hep yeni bir mücadele ile devam ediyor bitmemecesine...
Umarım bu yazdıklarımı ileride okursun....
Seni çok seven annen..


1 kişi paylaştı:
tutamadim gozyaslarimi sabah sabah :)) Gülen bebegimin yüzü hep gülsün...Canim yeğenim hep mutlu olsun :)
Optum cok...
Yorum Gönder