4 Yaşa Doğru............

Lilypie Fourth Birthday tickers

Çarşamba, Kasım 10, 2010

10 Kasım

Yazmak istediğim, bağırara bağırara anlatmak istediğim, anlamayanların beynini açıp içine blok halinde koymak istediğim o kadar çok düşünce var ki... Ama gerçekte bunları yapamayacağıma göre ve de bunu mantıklı bir şekilde yapma yolunun “eğitim-eğitim-eğitim” olduğunu bildiğime göre, beni mutsuz eden ne? Tabi ki işin eğitim kısmı.. Bu konuda hiç ama hiç umut göremiyorum ve her geçen gün umutsuzluğum artıyor.
Bazen, böyle umutsuzluk içinde oturmaktansa bu işin ucundan bir şekilde tutmalı, taşın altına elimizi sokmalıyız diyorum ama hep demekle kalıyorum.
Az önce CNNTURK de Ahmet Hakanın programında “Atatürk-Atatürkçülük-Cumhuriyet” konuları tartışılıyordu. Ne yazık ki, sadece saygı duymamak adına, habire araya anlamsız başka bir konuyu sokuşturuyorlar.
Aslen derdim, herkesin herkesi sevmesi falan değil. Ama şunun da farkında olmak gerek diye düşünüyorum, reddettikleri Kurtuluş Savaşı, Kurtuluş Savaşını herşeye göze alarak başlatan ya da ilk kıvılcımlarım oluşmasını sağlayan, halka umut aşılayan Atatürk ve sonrasında ona inanan halk olmasa idi, bu işe baş koyan herkes varını yoğunu ortaya koymasaydı, acaba biz gene özgür bir ülke olur muyduk? Yoksa çeşitli şehirlere girmiş ülkelerin bölge bölge sömürdüğü, halen daha kendi kendini yönettiğini sanan ama aslında sömürenler tarafından yönetilen bir ülke mi olurduk? Sanırım sömürülen ülke olacağımız ya da hiç ülke olamadan bugün Fransanın, Amerikanın dünyanın kel alaka yerlerindeki toprakları misali bizde Fransa, İtalya, Yunanistanın topraklarının birer toprak parçası olmaz mıydık? Bence evet olurduk.

Bence sadece ve sadece bunun olmasını engellediği için bile Atatürk'e saygı duymalı anti-Atatürkçüler. Çünkü aksi durumda değil ilkokul çağındaki çocukları türbanla okula yollamak, Müslümanım bile diyemezdik, ezan sesini, bayramın çoşkusunu rüyalarımızda, birbirimizin göz bebeklerinde görür ve yaşardık.
Özetle de demek istediği şu; herşeyden ve herşeyden önce neleri kaybedecektik diye düşünmeyenlere önce bunu öğretmek gerek ve tüm gerçeği ile gözler önüne sermek gerek diyorum. Onlara padişahın, sadrazamın ülkeyi çoktan satmış olduğunu da hatırlatmak gerek, değil ki onların dediği gibi Cumhuriyet olgusu Osmanlıda oluşmaya başlamıştı. Herhalde bu olgu oluşmaya başlasa ilk günden teslim olmak yerine, onlar Kurtuluş Savaşını başlatırdı sanırım. Bunu anlayan gerisini de anlar herhalde.

Laiklik diye bağırıpta her yere türbanla girmeye çalışanlara da şunu demek gerek diye düşünüyorum. Camiye, kim olursa olsun, dini ne olursa olsun, başı açık, şort, kolsuz giysilerle girebiliyor musun? Ya da Vatikana?
HAYIR!
Neden?
Saygıdan, dinin kurallarından...
İşte aynı şekilde de devlet işlerinin olduğu yere giremezsiniz. Benim devletime saygı ve kuraldan dolayı.
Ve bu türban konusundaki gerginliğin yok olması için, ister türbanlı olsun, ister olmasın, dini inancının ülke yönetimini ve en basit vatandaşlık hakkı olan “eğitim, sağlık ve eşitlik” haklarını etkileyemeyeceğine beraberce inanır ve politikacılara bu konuda bizi kullanamayacaklarını beraber anlatırsak çözeceğiz bence. Tabii kara çarşaflıları hiçbir koşul ve durumda kabul etmiyorum ben.
Aslen, bence erkek toplumun sapıklıkları nedeni ile kadını kapamakta başka gereksiz her bir durumdur. Yani erkek türlü sapıklığı yapacak ama sonucunda tedavi görmesi yerine benim oramı buramı kapatacak. Oldu valla. Ne ala memleket!

Canım Kızım,
sana nasihat.. sakın ola ki, kimseyi dini-dili ve ırkı için yargılama ve kendini yargılatma. Bu hakkı sana tanıyan, ileride okula gitmeni, meslek sahibi olmanı, ülkenin-dünyanın ekonomisine katkı sağlamanı sana hediye eden, seçme ve seçilme hakkını sana sağlayan Ulu Önder Atatürk'ü ve ona inanıp bu yolda can verenleri unutma ve onlara laf söyletme, olur mu!!

Daha parlak günlerde Atatürk'ü anlaman ve anlatman dileği ile...

0 kişi paylaştı: