mikrop, virüs, burun akıntısı, ateş, hastalık, korku, korkuların boşa çıkması, mutluluk...
Geçen haftanın sosyallik kuşları biz, bu hafta sonunu daha sakin geçirdik hali ile...
C.tesi akşamı misafir ağırladık yemeğe, aslen misafirden çok dost demeli.. Misafir olunca bir mesafe oluyor ister istemez. Halbuki, gelenler bir gün benim yerime evde yemek pişirip benim misafirimin önüne yemek koymuş insanlar.. :))
Bir de Gülde'cik gene ateşlendi C.tesi akşamı...
Herhalde okula başladığınız ilk kış ile ilgili ne hatırlıyorsun diye sorsalar bana gelecekte;
-mikrop, virüs, burun akıntısı, ateş, hastalık, korku, korkuların boşa çıkması, mutluluk...
-mikrop, virüs, burun akıntısı, ateş, hastalık, korku, korkuların boşa çıkması, mutluluk...
-mikrop, virüs, burun akıntısı, ateş, hastalık, korku, korkuların boşa çıkması, mutluluk...
-mikrop, virüs, burun akıntısı, ateş, hastalık, korku, korkuların boşa çıkması, mutluluk...
diye sayıklayacağım şuursuzca sanırım....
Bitmedi, bitemedi...
Ve sanırım adam akıllı kar yağmadan ya da bahar gelmeden bitmeyecek, bitemeyecek bu iş...
Bitmedi, bitemedi...
Ve sanırım adam akıllı kar yağmadan ya da bahar gelmeden bitmeyecek, bitemeyecek bu iş...
Sabır allahım sabır...
Bu hastalık durumlarında insan hep kendini sorguluyor ve yargılıyor...
Nerede kaptırdık bu mikrobu, ya da üşüdü mü diye...
Bir de bana, direncinin bu kadar düşük olması ya da düşmüş olması çok koyuyor. Sanki yeterince iyi besin almasını sağlayamıyormuşumuz gibi geliyor. İlk 2 sene hastalıkla ciddi anlamda tanışmayıp, 3.sene hiç kurtulamayınca insan bir kötü oluyor ister istemez...
Tüm bu iyilik-hastalık arasında bir de kafayı kalorifer peteğine çarptı bizimki... Bir dikişimiz oldu kafada...
Umarım kimse bir nedenle çocuğuna dikiş falan attırmak zorunda kalmaz... Zaptetmek hiç kolay değil... Burada anlatıp da moral bozacak falan değilim ama zor olduğu da biline...
...............................
Kendim ile ilgili ne yapıyorumun cevabı ise...
Başladığım ama bir türlü gününü saatini denk getirip gidemediğim "yoga" derslerim var.. "niyet" devam ediyor; demek ki en kısa zamanda bu iş de yoluna girecek...
Bir de hızla saldırıp, hızla durakladığım "fotoğraf kursu" var ki, ne olursa olsun bu yıl içinde (hatta yaz gelmeden) bu işte halledilecek....
Yıllardır (yaklaşık 2 yıl) almayı düşlediğimiz sonra düşe yazdığımız, yılan hikayesinden beter yılan olmuş bir kitaplık alma işimiz var ki.... Hedef Şubat sonuna kadar sonlandırmak bu işi ama...
ama...
kısmet...
"bekleyen derviş, beklerken ölmüş" misali beklemeye devam...
İstediğimizde atla deve bir şey değil. Günü kurtaracak, 3-5 yıl dayanacak bir çözüm şu resimdekiler gibi...
Her birşeyi düşünülmüş bizlere de sadece seçmesi kalmış olanlardan bir tane... Hatta seçenekleri 2ye bile indirdik... Aslen geriye kalan "bakmak" ve "karar verip, parasını ödeyip, sahip olmak"!! işte bu kadar... Belki bu hafatsonu.. kimbilir.. ?!
Ve de en önemlisi yaklaşan doğum günü... ve bunun sebep olacağı "şenlik".
Bu sene kendime sözüm var, az ve öz olacak...
Geçen senelerdeki gibi abartmak YOK!... Çünkü abartan yok.. E bu durumda da gerek yok!
5 adet yaşıt çocuk ve onları anne-babaları... Yeter de artar bize... :))



0 kişi paylaştı:
Yorum Gönder